24 Saatte İskenderiye…

 

 

Ramsis Tren İstasyonu

Herkese Merhabalar;

Bugün Mısır’ın en büyük ikinci şehri olan İskenderiye’ye gidiyoruz..

Bir gün öncesinden sabah 8’deki İskenderiye trenine bilet almıştım. Sabah gittiğimde kaza olduğunu (Mısır’da tren kazası sık oluyormuş) ve trenin bu nedenle çok geç geleceğini söylediler. Bunun üzerine ben de bileti iade ettim. Ve ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Genelde Ramsis İstasyonu’nun önünde İskenderiye’ye giden araçlar da oluyor. Derken dışarıdan yeni görünen bir Toyota minibüsü gözüm kesti ve atladım, baktım içindekiler de iyi insanlara benziyor dedim tamam bununla gidilir. ve 08:15’te hareket ediyoruz. İskenderiye yolu diğer yollardan daha yeşil akdeniz ikliminin etkisi de açıkça görülüyor. Yolculuk 3 saat sürüyor ve tam 11:15’te İskenderiye’deyiz.

İlk olarak benim niyetim İskenderiye Kütüphanesi’ne gitmekti fakat evdeki hesap çarşıya uymadı çünkü beni bayağı bir şehrin doğusunda indirdiler. Haritadan baktığımda Kütüphane ve kalenin batıda olduğu görülüyordu. Daha önce rehberime baktığımda İskenderiye’de Montaza Sarayı’nı görün deniliyordu. Şans bu ya tam ben de yakındım ve yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüş ile Montaza Sarayına varıyorum.Mısır’da her yerde olduğu gibi burada da giriş ücretli. 15 paund ödüyorum.

Montaza Sarayı

Saray bu ama gelin görün ki içine ziyaretçi girişi yasakmış. Kapıdakilere bileti gösteriyorum ama bu bilet sadece bu kompleks içinmiş.Saray büyükçe bir yeşil alanın içinde. Velhasıl dışarıdan fotoğraf çekilmekle yetiniyoruz çünkü benim gibi birkaç kişi daha dışarıdan sadece fotoğraf çekiyorlar.

 

İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ

Nasıl anlatılır bilmem ki?

Hani bazı şeyler vardır ya anlatılmaz yaşamanız lazım o an ben de inanın öyleydim. Düşünebiliyor musunuz? Kaç bin yıllık İskenderiye Kütüphanesini görecektim ve kalbim küt küt atıyordu… Ve bu kütüphane bilmem kaç bin yıllık. Aynı zamanda 2002 yılında eski yerinde yeniden inşa edilmiş bunu da öğrendik.

 


Kütüphanenin girişi

Giriş mısırlı olmayan öğrenciler için 10 paund ve ben de 10 paund ödüyorum

Kütüphanenin maketi

Bilet

İçi o kadar güzel ki devasa bir yer. Şu ana kadar bu büyüklükte bir kütüphane görmememden midir bilinmez gözlerim kamaşıyor. Ve şu soruyu merak ediyorum. Burada ne kadar kitap var?

Bir görevliye soruyorum bana net bir bilgi vermek için bilgisayarı kurcalıyor. İşte ne sonuç 2013 yılının verilerine göre İskenderiye Kütüphanesi 2.000.000 ‘dan fazla kitaba ev sahipliği yapıyor.(Bana sorarsanız daha fazladır)

Kütüphanenin içi

Hemen en üst kata çıkıyorum orada kitap okumak için yerler var ordan bir kitap alıp okumaya başlıyorum,gelenlerin çoğu sadece fotoğraf çekip gidiyorlar. Ve ben burada yani İskenderiye Kütüphanesi’nde kitap okuma zevkini tatmak istiyorum. Elime gelen kitap kalp sağlığı ile ilgili bir kitap ve yaklaşık 1 saat o kitabı okuyorum. O kadar zevk alıyorum ki gerçekten inanılmaz burada kitap okumak paha biçilemez.

 

Alt katlara iniyorum ve atlasların ve ülke rehberlerinin olduğu yere iniyorum fakat ülkemizin rehber kitabını bulamıyorum bütün ülkeler var ama sadece bizimki yok nedenini bilmiyorum belki vardır ben görememişimdir.

 

 

 

Atlas ve haritaları inceleme fırsatı da buldum

 

 

 

 


kütüphanenin içinde birkaç tane de müze var müzenin camından çektim dışarısını gerçekten devasa bir yer

 

Not: Kütüphanedeki bir bilgisayara Türkiye yazıp arattım ve sonuç ne çıktı dersiniz?

Orhan Kemal İlk sırada… Evet hani Cemile,Ekmek Kavgası ve daha birçok nadide eserin yazarı bizim Orhan Kemal’imizden bahsediyorum. Buradan kendime Orhan Kemal’i bir daha okuma sözü verip ayrılıyorum.

 

Kütüphanede o kadar çok vakit geçirmişim ki çıktığımda akşam olmuştu. Kaleyi de merak ediyordum. İskenderiye’ye Akdeniz’in incisi boşuna demiyorlar bunu sahilde dolaştığınızda daha iyi anlıyorsunuz. Sahilden yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş sonunda dünyanın ikinci dünya harikası olan İskenderiye Feneri’nin yerine yapılan kaleye varıyorsunuz, akşam olduğundan içine giremiyorum haliyle. O kadar kalabalık ki burası sanki gündüz sokağa çıkma yasağı var gibi herkes gece dışarı çıkıyor. Bir şeyler atıştırıyorum sahilde.İnsanları, çocukları, atları,kedileri,köpekleri ve tüm geceyi izliyorum (Çehov tarzı durum hikayemizin babası Sait Faik’e selam çakıyorum, havuzbaşı hikayesinde olduğu gibi herkes o kadar şen ki tıpkı çocuklar gibi)

 

Sahilden troleybüs yoluna sapıyorum ve o yolu takip ederek İskenderiye’nin arka sokaklarını keşfediyorum. Bir daha İskenderiye’ye gelmeyecekmiş gibi havayı içime çekiyorum derinden ve usulca. Hava o kadar saf ki tam sahilde ateş yakıp etrafında “akdeniz akşamları bir başka oluyor” çalmalık. O gece bir de maç varmış herkes kahvelerin önünde kurulan ekranlarda maç izliyordu.

….

 

Gece 3’e doğru tren istasyonuna gitmek istiyorum çünkü bayağı bir sapa yerdeyim derken imdadıma Uber yetişiyor ve Uber ile 20 dakikaya tren istasyonuna varıyorum. En erken tren sabah 7’de ve ben de mecbur istasyonda sabahlıyorum. 7’de trene atlıyorum ve 3 saat sonra Kahire’deyim

 

-Son-

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir