Lefkoşa Günlüğü…

Herkese Merhabalar;

Bugün sizlerle beraber yavru vatan KKTC’ yi keşfedeceğiz…

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan 15.15′ te kalkan uçağımız 1 saat 10 dk sonra Kıbrıs Ercan Havalimanı’ na iniş yapıyor. Gayet ılık bir hava var kıbrıs’ ta


NOT: Kıbrıs 1 saat geri Türkiye’den o yüzden saatlerinizi 1 saat geriye almayı unutmayın.

 

İlk dikkat etmeniz gereken şey trafiğin tersten akması olacak. Direksiyon sağ tarafta olduğundan haliyle sağ taraftan değil sol taraftan yürümeli ya da araçla yine bu yönde ilerlemelisiniz.

Bir başka not: Kıbrıs yönetim itibariyle ilçe yönetimi hiç il yok. Ülke sadece beş ilçeden oluşuyor. Bunlar; Lefkoşa, Gazimağusa, Girne ,Güzeryurt ve İskele

Havalimanına indiğinizde sol tarafta benim has Kıbrıs adıyla basitleştirdiğim  ‘KIBHAS’ otobüsleri ile Kıbrıs’ın Girne , Lefkoşa gibi merkezi yerlerine otobüslere binebilirsiniz.

Ben başkent Lefkoşa’ya bilet alıyorum ve 12 lira ödüyoruz.

 

Havalimanından Lefkoşa otobüs terminalı yaklaşık 40 dk sürüyor. Gelmeden önce biraz araştırma yapmıştım ve Selimiye Camisi’nin merkezi olduğunu bildiğim için ona nasıl giderim diye soruyorum. Ve Terminalden çıkıp sağdan devam edince camiyi görebileceğimi söylüyorlar. Biraz yürüyüp camiyi buluyorum en sonunda çünkü kalacağım otel caminin yakınındaydı Yakınındaydı diyorum gittiğim zaman öyle olmadığını öğreniyorum 🙂  Bir butik dükkana girip adresi sorduğumda bana oranın Rum kesiminde olduğunu söylemesin mi? Ağlasam mı gülsem mi bilemiyorum. Lefkoşa’nın Rum tarafındaymış otel işe bakın. Bildiğiniz gibi hem KKTC hem de Rumların ortak başkenti olan Lefkoşa ortadan ikiye bölünmüş durumda. Yarısı bizim yarısı Rum yönetiminin elinde.

 

…….

 

Biraz badire atlattıktan sonra (burasını hızlı geçiyorum 🙂 ) yeni bir otel aramaya girişiyorum ve en sonunda Lefkoşa’daki en eski otellerden birinde City Royal Otel’de karar kılıyorum. Bu otel Lefkoşa’nın ilk iş oteliymiş.( asansördeki imal yılı 1998 yazışından anlamıştım zaten) Otele tek gecelik 190 lira ödüyorum

 

Ertesi sabah erkenden kalkıp yola koyuluyorum. Güneşli bir bahar havası var ve hava ılık mı ılık


Lefkoşa’daki Beşparmak Dağları

Lefkoşa kazan biz kepçe yola çıkıyoruz. Dün gezemediğim merkezdeki birçok yeri geziyorum. Lefkoşa küçük yer zaten. Görülmesi gereken yerlerin başında belediye pazarı var. Kıbrıs bölünmeden önce Türk, Rum, Yahudi ve Ermeni kökenli esnafın dükkanları varmış burada. Sabah saatleri olmasına rağmen hareketli diyebilirim.

Lefkoşa belediye pazarının girişi akşam çektim

       Belediye pazarının hemen karşısında Selimiye Camisi var. Eskiden kiliseymiş sonra camiye çevrilmiş çok tarihi bir yapı, içine de girmelisiniz altını özellikle çiziyorum. Fotoğrafların boyutu çok büyük olduğu için buraya yükleyemiyorum. Ayrıntılı fotoğraflar için instagram hesabımdan bakabilirsiniz.

 

Pazarın biraz ötesinde tarihi Büyük Han var. Yerli ve yabancı turistlerin gözdesi bu yapıyı ziyaret etmelisiniz. Bu arada Türk kahvesi meşhur tavsiye ederim 🙂 tattım

 

Oradan ayrılıp Selimiye’nin arkasında bulunan, saçaklı evin olduğu güzergaha sapıyoruz. Gerçekten çok güzel evler var. İnsanın ömrü uzar burada. İstanbul’un o keşmekeşi, insan kalabalığı ve gürültüsü yok.

resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 

 

 

Meşhur saçaklı ev önünde

Yolu bitirip bir yol ayrımına geliyorum ve Atatürk Meydanı tabelasını takip ediyorum. Merkez postanenin, mahkemenin ve daha birçok dükkanın olduğu, tarih kokan bir yerde buluveriyorum kendimi.

Burada da tarihle hemhal oluyoruz. Ve sokaklarda kaybolmanın zevkinin paha biçilmezliğiyle birleşince insan hiç ayrılmak istemiyor buradan.

 

Son olarak sizleri bir bahis salonuna götürmek istiyorum. Türkiye’deki iddaa bayileri ya da ganyan bayisi ile karşılaştırılabilecek bir salon diyebilirim.

sabah saatleri olduğu için boş ama akşamları daha kalabalık oluyormuş

 

Bugünlük bu kadar yarın Gazimağusa turu ile devam edeceğiz, takipte kalın 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir